İlk siparişinize özel MERHABA5 kodu ile %5 indirim | 200 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo

Neden düzenli spor yapamıyoruz?

Sağlıklı yaşam prensibi her geçen gün biraz daha yayılarak tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin, sağlıklı yaşam adına ekstra çaba gösteren insanlarla karşılaşabilirsiniz. Alışkanlıklar da buna paralel olarak değişiyor. Günümüzde eskiye kıyasla çok daha fazla insan kendi bedenini dinleyerek onun ihtiyaçlarına en doğru şekilde yanıt verme eğiliminde. Spor da bu ihtiyaç listesinin belki de en tepesinde.

Spor yapmak için bahaneye ihtiyaç yok. Biraz hareket etmek 7’den 70’e her bedenin ihtiyacı. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Fakat iş pratiğe geldiğinde bahane üretmekte sınır tanımıyoruz. Yoğun çalışma temposu, günlük koşuşturmalar, çocukların bakımı, final dönemi derken pek çoğumuz aynı sorunla karşı karşıya kalıyoruz: “Spor yapmak istiyorum ama vakit yok.” İşin içine bir de “Yakınlarda bir spor salonu yok”, “Yürüyüş yapmak için uygun alanlar yok”, “Evde koşu bandı koyacak yer yok” gibi mekânsal sorunlar girdiğinde spora başlamak imkânsız hale geliyor.

Peki bu bahaneleri kırıp harekete geçmek, vücudu spora alıştırmak, daha da önemlisi bunu bir alışkanlığa dönüştürüp sürdürülebilir kılmak için ne yapmak gerekiyor?

  1. Bakış açınızı değiştirin.

Öncelikle şunu unutmamak gerek: Spor yapmak sizin için bir ödev olmamalı; onu sağlıklı yaşam adına kendinize zorunlu kıldığınız bir aktive olarak görmemelisiniz. Aksi halde spor tüm çekiciliğini kaybederek bir tür yük haline geliyor. Tam da bu yüzden ortalık evde sizi bekleyen pilates matları, yazılıp da yalnızca 3-5 kere gittiğiniz spor salonları kaynıyor. Dolayısıyla sporu zorunluluktan çıkarıp bir yaşam biçimi olarak tanımlamak ve mevcut yaşamanıza en iyi şekilde entegre ederek ilerlemek gerekiyor.

Burada bir hatırlatma yapmakta fayda var: Bu entegrasyonun tek bir yolu yok; kişilerin yaşam biçimlerine göre değişiklik gösteriyor. Dolayısıyla da başkalarının yol haritasını kullanmak işe yaramayabiliyor. Siz de sporu alışkanlık haline getirmek istediğiniz anda, kendi yol haritanızı çıkararak çok daha başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz.

  1. Sadece zayıflamak için spor yapmayın.

Pek çok kişinin aklında aynı soru var: Spor yapmak zayıflatır mı? Evet, bugün spora başlamak isteyenlerin büyük bir kısmının motivasyon kaynağı kilo vermek. Bu, asla küçümsenecek bir çaba değil; aksine zayıflama motivasyonunun sizi harekete geçirmesi ancak tebrik edilebilir. Ancak istenilen kiloya ulaşıldığında spora devam etme eğiliminin azalmaması için tek motivasyon kaynağının kilo vermek olması biraz tehlikeli olabilir. Bu noktada sporu bir yaşam biçimi olarak algılama bilinci tekrar devreye giriyor. Zira ideal kilonuza kavuştuğunuzda da vücudunuzun hareket etme ihtiyacı devam ediyor. Bu hareketi ona sağlamak ise çok daha sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralıyor.

  1. Sporu beslenmeden ayrı tutmayın.

Yaptığınız sporla uyumlu bir beslenme biçimini takip etmek, en az sporun devamlılığını sağlamak kadar önemli bir konu. Nitekim spor ve beslenme ayrılmaz bir ikili. Doğru ve etkili bir beslenme programıyla hem spordan aldığınız verimi artırabilir hem de daha düzenli ve dengeli bir hayata sahip olabilirsiniz.

Bu noktada alacağınız verimi artırmak adına seçimlerinizi besin değeri yüksek gıdalardan yana yapmanızda fayda var. Bu gıdalardan biri de fındık. Yüksek oranlarda potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum gibi mineraller içeren fındık; B1, B3, folik asit ve E vitaminleri yönünden de oldukça zengin. Üstelik yüzde 60’ın üzerinde yağ oranına sahip olduğu için gerçek bir enerji deposu. Fındığın tüm bu nimetlerinden faydalanmak isterseniz, ara öğünleriniz için yanınızda Rósta Çifte Kavrulmuş Fındık paketlerini taşımayı ihmal etmeyin. Ayrıca Şeker İlavesiz Rósta Fındık Ezmesi de beslenme programınıza dahil edebileceğiniz, lezzetli bir atıştırmalık.

  1. Yavaş yavaş başlayın.

Başlangıç aşamasında günde en az 5-6 saatini spora ayıranları örnek almayın. Eğer hayat sizi buna götürecekse ne âlâ; fakat günlük akış içinde bu kadarına zaman ayıramamanız çok normal, kendinizi suçlamayın, yargılamayın. Önemli olan ayırabildiğiniz zamanı verimli kullanmak, bunu unutmayın. Aksi halde spor alışkanlık haline gelmeden, bir heves olarak kalabilir. Evde spora başlamak, tam da bu nedenle iyi bir seçenek olabilir. Bu konuda yol gösterici çok sayıda uygulama, websitesi, video içerik bulabilir; evde spor hareketlerini uygulamaya başlayarak spora alışmayı deneyebilirsiniz.

  1. Uzmanlardan yardım almaktan çekinmeyin.

Evde spora başlamak, motivasyonu artırmak ve kendi potansiyelinizi keşfetmek için güzel bir adım olsa da yeri geldiğinde yetersiz kalabilir. Tam da bu nedenle spor yapma alışkanlığını devamlı kılmak adına bir noktadan sonra daha donanımlı bir spor salonuna üye olmak gerekebilir. Nitekim evde boşa kürek çekme hissi zaman zaman demotive edici olabilir. Böyle durumlarda ne yaptığınızın uzmanlar tarafından kontrol edilmesi sizin de motivasyonunuzu olumlu yönde etkileyecektir. Dahası bir spor salonuna üye olduğunuzda hem çok daha geniş bir yelpazede spor yapma imkânı bulabilir; hem de yaptığınız spordan çok daha fazla verim alabilirsiniz.

  1. Kendinizden mucize beklemeyin.

Son olarak profesyonel bir sporcu değilseniz, ilgilendiğiniz sporu da dört dörtlük yapmak zorunda değilsiniz. Spor sizin için yeni bir stres kaynağı değil, rahatlama alanı olmalı. Dolayısıyla spor yaparken duyduğunuz hazza ve vücudunuza nasıl geri döndüğüne odaklanın; mükemmeliyetçiliği ofislerinizde, evlerinizde bırakın. Aksi halde motivasyonunuzun düşmesi an meselesi olabilir.

İşin özünde sporu kendi yaşamlarınızın içine, size en uygun olacak şekilde yerleştirdiğiniz sürece aslında tüm bahaneleri de arkada bırakmış oluyorsunuz. Spor ancak bir tür zorunluluk olmaktan çıkıp günlük akışın bir parçası haline geldiğinde sürdürülebilir oluyor. Böylece “Neden düzenli spor yapamıyoruz?” sorusu da tarihe karışıyor.